Global Enerji
İçindekiler Sayı: 34
Piyasalar uzun vadeli yukarı yönlü
Gemideki yerinizi ayırtın
İÇTAŞ, AES'le büyüyecek
İktidar adayı partilerin enerji politikaları
Türkiye 22 Temmuz'da sandık başına gidiyor. Peki, siyasilerin enerji politikaları neleri kapsıyor? İktidar için yarışacak AKP, DP, CHP ve MHP'nin enerji konusundaki görüşlerini aldık.
Doğalgaz Elektrik Maden Petrol Yenilenebilir

Tuncay Derman

Yatırımsız, yönetimsiz…
Enerjinin elektrik özelinde beş yıl gibi uzun bir süre yatırımı savsaklıyorsanız, enerjinin geleceğine ambargo koymuş olursunuz.

Elektrik enerjisinin, enerji platformunda diğer enerji türlerinden farklı olarak depolanamama ve ikame edilememe gibi iki önemli özelliği biliniyor. Elektrik enerjisinin bu önemli özellikleri, endüstriyel uygulamalar ve ülke ekonomilerinde dezavantaj hanesine kaydedilmektedir. Özellikle endüstriyel boyutta depolayamıyorsanız, gelişen elektrik gereksinimini karşılayabilmek için yatırım sürekliliğini sağlamanız gerekir. Bunu yapamıyorsanız, enerji alanında zorunlu olan planlama profiliniz bozulacak, acil yatırım sürecine girilecek, ekonomik olmayan yakıtlar, ithal yakıtlar öne geçecek, sonuçta süreklilik gerektiren enerji yatırımlarının ekonomiye getireceği maliyet boyutlanarak büyüyecektir.

Buna ilave olarak, ülkemiz gibi ekonomik gelişmesini tamamlama sürecinde olan ülkelerde elektrik enerjisi talebinin yıllık artış oranları yüzde 10'lara yaklaşan yüksek değerlerdir. Bu yüksek enerji talep gelişim oranı, enerji yatırımlarının sürekliliğinin önemini daha da artırmaktadır.

Elektriğin ikame edilememe özelliği, yatırımların sürekliliği zorunluluğunu pekiştiren diğer bir faktördür. Günümüz teknolojisinde, elektrik enerjisi arzının yaygın olarak ulusal elektrik şebekeleri üzerinden yapılması uygulaması, enerji yatırımlarının sürekliliği, zorunluluğu üzerinde diğer bir önemli baskı unsurudur.

Yatırımsız

Herkesin bildiği bu gerçekler ortada iken, son beş yılda ülkemizin enerji/elektrik platformunda yatırımsız bir dönem yaşanmakta olduğu görülüyor. Bu dönemde yapılan özellikle elektrik üretim tesislerinin işletmeye açılış törenlerinin tamamının 2003'ten önceki dönemlerin enerji projeleri olduğunu görüyoruz. Nitekim, geçen beş yılın (20022007) elektrik üretim yatırımlarına göz atıldığında, 2001 ekonomik krizinin elektrik enerjisi tüketimimizi neredeyse 25 milyar kilovat saat (kWh) geriletmesine karşilık, bu dönemin ilave elektrik üretim kapasitesi gereksinimi olan 60 milyar kWh'nin hemen tamamının önceki dönemlerin enerji projeleriyle karşılandığını görüyoruz.

Üstelik bu enerji projelerinin büyük bir kesiti, yüksek yargı konusu yapılan projelerden oluşuyor. Daha açık ifade edersek, "sözü edilen enerji projelerinin ülkemizin gereksinimi olmadığı halde ele alındığı, bu projelerin büyük bölümü yakıt olarak ithal doğalgaza dayalı olduğundan hem elektrikte, hem de doğalgazda aşırı arz fazlasına ve ithal bağlantılarına yol açıldığı, sonuçta yerli kaynaklarımız linyit ve suya dayalı kamu elektrik üretim tesislerimizin büyük çapta atıl duruma düşürüldüğü, böylece kamu zararlarının katlandığı" iddialarına bakılırsa, önceki dönemin bu dönemde açılış törenleri yapılan enerji projeleri "sakıncalı" damgasını yemiş bulunuyor. Bundan dolayıdır ki, sırf bu projelerin altında imzaları bulunan bir dönemin enerji bürokratlarının Ağır Ceza Mahkemelerinde, aynı dönemin enerji bakanlarının Yüce Divan'da yargılanmaları yıllardır sürüyor.

Yönetimsiz ve vizyonsuz...

Özellikle elektrik enerjisi üretim yatırımları, geleceğin yatırımlarıdır. Bir dönemin enerji yönetimi "nasıl olsa elimizde yargıda da irdelenmekte olan aşırı arza yol açtığı iddia edilen enerji projeleri var, bunun dışında yeni yatırım projelerine gereksinimiz yok" zihniyeti ve kabulü ile koskoca beş yılı enerji yatırımsız geçirmeyi yeğliyor, diğer bir enerji otoritesi, "binlerce megavatlık (MW) yerli kaynaklar (hidroelektrik, rüzgâr) ağırlıklı lisans başvurusu oldu, bunlar yapılırsa (!) mesele kalmaz" kolayına sarılabiliyorsa, ülkemizdeki enerji sorunlarının önemli bir yönetim boyutu olduğu, daha doğrusu "yönetimsizlik boyutu" ortaya çıkıyor.

Enerjinin elektrik özelinde beş yıl gibi uzun bir süre yatırımı savsaklıyorsanız, enerjinin geleceğine ambargo koymuş olursunuz. Bunun diğer bir adı "vizyon yoksunluğu", "bizden sonra tufan" mantalitesidir. Böyle bir tutum ve davranışın sorumlusu siyasal ve bürokratik otoriteler enerji yönetiminde sınıfta kalır. Nitekim kalmışlardır.
Sayfayy GönderÇykty AlEditöre E-posta At
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2007 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital