Global Enerji
İçindekiler Sayı: 65
2009'DAKİ YÜKSELİŞİN DEVAMI 2010'DA
Doğalgaz fiyatlarında indirim
Enerji sektörüne butik çözüm
İhmalkarlık can alıyor...
Türk madenciliğinde yıllarca kazanılan tecrübeye rağmen kazalar engellenemiyor. Son olarak Bursa'da meydana gelen ve 19 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan olay, tartışılmayan gerçekleri yeniden gündeme taşımaya yetti.
Doğalgaz Elektrik Maden Petrol Yenilenebilir

Prof. Dr. H.Ercüment Erdem
ercument@erdem-erdem.com

Çeklerde sil baştan
Yeni Çek Kanunu çek hukukuna sadece köklü değişiklikler getirmekle kalmadı adeta Türkiye'ye özgü ve çek hukukunun genel düzeninden ve işlevinden bağımsız ve kimi zaman aykırı yeni bir çek düzeni yarattı.

5941 sayılı Çek Kanunu 20 Aralık 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bu kanun 3167 sayılı Kanunu da yürürlükten kaldırdı. Yeni Çek Kanunu çek hukukuna sadece köklü değişiklikler getirmekle kalmadı adeta Türkiye'ye özgü ve çek hukukunun genel düzeninden ve işlevinden bağımsız ve kimi zaman aykırı yeni bir çek düzeni yarattı. Yeni Kanunun daha 1. maddesi amacın sadece çeklerin içeriklerine, düzenlenmesine ve kullanımına bir düzen getirmek olmadığını ayrıca kayıt dışı ekonominin denetim altına alınmasının da amaçlandığını ortaya koyuyor. Böylece, çeklerin kayıt dışılığın önemli bir nedeni olduğu da kanun hükmüyle ortaya konmuş oluyor. Yeni kanun bir yandan çek hamillerinin haklarını korumayı hedeflerken diğer yandan da çeklerin takibini kolaylaştırmak açısından tacir çekleri, tacir olmayan çekleri ve matbu olarak hamile yazılı çekler gibi farklı çek tipleri yaratıyor. Kanunun çok büyük bir bölümü ceza hükümlerine ayrılmış durumda. Hem karşılıksız çek keşide edenler hem çek kanunundaki yükümlülüklere uymayan banka görevlileri hem de çek karnesi almak amacıyla yanlış beyanda bulunan veya yanlış çek karnesi kullanan keşideciler ağır cezai yaptırımlara çarptırılıyor.

BANKALARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ


Bankalar kendilerine çek karnesi verdiği müşterilerini araştırmalı, bu kişilerin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli özen ve basireti göstermelidir. Kanun çek hesabı açtırmak isteyen müşterinin kimliğini saptamaya yönelik çok ayrıntılı hükümler getirir. Bu düzenleme yasa koyucunun çek keşide edenleri izlemek ve kayıt altına almak arzusuna bağlanabilir.

Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler için Türkiye'de bir adres bildirilmesi zorunludur. Kanunun getirdiği en büyük yeniliklerden birisi çek defterleri açısından görülür.

Kanun üç tür çek defteri öngörür. Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamilinde düzenlenecek çekler açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılır. Bu ayırt etmenin ne şekilde olacağı TCMB'nca yayınlanacak tebliğde düzenlenir. Kanunda bu konuda bir açıklık yoktur. Kanunun diğer maddelerinde tacir olan ve olmayan kişilere verilecek çekler açısından farklı hükümler öngörülmediğine göre bu düzenlemenin esasen tacir kişilerin çek hesaplarını kayıt altında tutmaya yönelik olduğu düşünülebilir.

Hamiline yazılı çekler sadece bu çeklere ilişkin ayrı çek hesapları üzerine keşide edilebilir. Bu tür çeklerde mutlaka hamiline çek defteri ibaresi matbu olarak yer alır. Böylece kanun TTK m. 697/son hükmünde yer alan karineyi de ortadan kaldırmış olur. Zira anılan madde hükmüne göre çekin kimin lehine keşide edildiği belli değilse çek hamiline yazılmış sayılır. Bir başka ifadeyle eğer çekin üzerinde hiç lehtar belirtilmemişse çekin hamiline yazılacağı hükmü fiilen ortadan kaldırılmış olur; çünkü yeni düzenlemeye göre her hamile yazılı çek yaprağında hamiline yazılı kelimesi matbu olarak yer alır.

Çeklerin zorunlu içeriği kanunda belirtilmiştir. Eski çek kanunundan farklı olarak tüzel kişi adına çek düzenleyen kişinin adı ve soyadı düzenlenen çek üzerinde açıkça gösterilmelidir. Ancak, Çek Kanununun m. 2/7'de sayılan bu içerik çekin geçerliliğine ilişkin değildir. Hiç değilse bu konuda Çek Kanunu TTK sisteminden ayrılmamıştır. TTK'daki unsurları taşıması kaydıyla düzenlenen çek bu maddede yer alan koşullara aykırı olsa dahi geçerlidir.

İBRAZ, ÖDEME VE KARŞILIKSIZLIĞA İLİŞKİN HÜKÜMLER

İbraz ve ödeme konusunda yeni Kanun 3167 sayılı eski kanun sistemini sürdürür. Muhatap bankanın herhangi bir şubesine yapılan ibraz, muhataba yapılan ibraz hükmündedir. Karşılığı bulunan çek hamilin varsa vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenir. Eğer çek hesabın bulunduğu şubeden başka bir şubeye ibraz edilirse, o şube çekle işleyen hesabın bulunduğu şubeden karşılık sormak suretiyle ödeme yapar.

Çek Kanunu bankaların asgari ödeme yükümlülüğünü sürdürür. Muhatap banka hamile süresi içinde ibraz edilen her çek yaprağı için eğer çekin hiç karşılığı yoksa altı yüz lira, çek bedeli altı yüz Türk Lirasının altında ise de çek bedelini öder.

Kanun karşılıksızlık işlemi açısından çok ayrıntılı bir düzenleme getirir. Uygulamada bankaların farklı ifadeler ve farklı şekillerle karşılıksızlığı saptadığı bilinmektedir. Bu nedenle, getirilen düzenlemenin yeknesak bir uygulamayı sağlamak açısından yarlı olduğu söylenebilir. Hamil, bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktar da dahil olmak üzere kısmi ödemeyi kabul etmez ise karşılıksızlık işlemi yapılır. Ancak, bu işlem bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında çek bedelinin karşılanamayan kısmı ile sınırlı olur.

Kanunun getirdiği yeniliklerden birisi de gecikme cezasıdır. Banka çekin karşılığının hesapta bulunmasına rağmen hamile ödemeyi geciktirirse veya kanunen ödemekle yükümlü olduğu asgari miktarın ödemesini geciktirirse çek hamiline her geçen gün için binde üç gecikme cezası öder. Kanunda açıkça belirtilmese dahi cezanın ödenmeyen miktar üzerindenyapraklarının kullanılması gerekir. Çek yapraklarının üzerinde hamiline hesaplanacağı kuşkusuzdur. Ceza ödenen hallerde ayrıca temerrüt faizi istenemez.

İLERİ TARİHLİ ÇEKLER

Yeni Kanun da 18.2.2009 tarih ve 5838 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeyi sürdürür. Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığı kısmen veya tamamen ödenmez ise bu çekle ilgili olarak hukuki takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle ilgili olarak takip yapılabilmesi için çekin üzerinde düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksız işlemine tabi tutulması şarttır. Burada çok önemli iki yenilik görülür. Birincisi çek görüldüğünde ödenir kuralı tarihe karışmıştır. Zira üzerine yazılı olan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin ödenmemesi halinde hiçbir hukuki yaptırım ve takip yapılamaz. İkinci önemli yenilikte müracaat hakkının kullanılmasındadır. Zira müracaat hakkının kullanılması için karşılıksızlık işleminin yapılması şarttır. Halbuki TTK sisteminde çekin karşılıksız kaldığının banka tarafından belirtilmesi yanında protesto çekmek de mümkündür (TTK m. 720/1).

CEZA SORUMLUĞU ÇEK DÜZENLEME VE ÇEK HESABI AÇMA YASAĞI

Karşılıksız çek keşide edenler her bir çekle ilgili olarak bin beş yüz güne kadar adli para cezasına çarptırılır. Herhalde hükmedilecek adli para cezası çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Çek hesabı sahibi çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür. Eğer çek hesabı sahibi tüzel kişi ise bu yükümlülük mali işlerden sorumlu yönetim organı üyesine eğer böyle bir görev dağılımı yoksa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilere aittir. Ayrıca, mahkeme çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına, eğer bu yasak zaten varsa yasağın devamına hükmeder.

Yeni Kanun önemli bir yenilik getirerek çek keşidesi açısından gerçek kişilerin temsili veya vekaletini yasaklamıştır. Eğer bir temsilci veya vekil aracılığıyla çek düzenlenirse hukuki ve cezai sorumluluk çek sahibine aittir. Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişiler elindeki bütün çek yapraklarını bankalara iade etmekle yükümlüdür. Bu kişiler adına yeni çek hesabı açılamaz. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ilişkin bilgiler TCMB bildirilir.

ETKİN PİŞMANLIK VE YASAK KARARININ KALDIRILMASI

Yeni Çek Kanunun en can alıcı hükümlerinden birisi de etkin pişmanlık ve çek kullanmaktan yasak kararının kaldırılmasına ilişkin olandır. Keşideci karşılıksız kalan çek bedelini ve düzenleme tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere ilişkin temerrüt faiz oranını ödediğinde soruşturma, kovuşturma veya cezayaptırımlardan kurtulur. Bu hüküm uygulamada çek mağdurları olarak bilinen ve halen cezaevinde bulunan kimselerin tam ödeme yaparak salıverilmelerine de olanak verir.

Şikâyetten vazgeçme halinde de yukarıdaki hükümler uygulanır. Çek Kanunun getirdiği ve çek mağdurlarını korumaya yönelik bir başka yenilik de geçici 2. madde de düzenlenir. 1.11.2009 tarihi itibariyle haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkûm olanlar, şikâyetçi ile belirledikleri miktarın belirli vadelerde ödenmesi konusunda anlaşırlarsa, anlaşmada ön görülen süre sonuna kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Anlaşmanın bir nüshasının Cumhuriyet Başsavcılığı'na veya mahkemeye verilmesi gereklidir. Ancak, anlaşmaya varılmış olması şikâyetçi bakımından şikâyetin geri alınması sonucunu doğurmaz.

Karşılıksız çek nedeniyle takibe uğrayan veya mahkûm olan kişi şikâyetçi ile anlaşamasa dahi yukarıda açıkladığım gibi çek bedelini ve ticari temerrüt faizini belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt ederse anlaşma aranmaksızın taahhütnamede belirtilen süre sonuna kadar soruşturma veya kovuşturma durdurulur veya hükmün infazı ertelenir.

Taahhütnamede belirlenecek ödeme süresi taahhütnamenin yapıldığı tarihten itibaren iki yılı geçemez. Ayrıca taahhütnamede yer alacak 1. yıl taksiti borcun 1/3'inden az olamaz. Bu düzenlemenin en büyük yeniliği şikâyetçinin onayına veya rızasına gerek olmaksızın karşılıksız çek keşide eden kişin çek bedelini ve ticari temerrüt faizini belirtilen bu süreler içinde ödeyerek cezayaptırımlardan kurtulmasıdır.

Yukarıda anılan yazılı anlaşma veya taahhütnamenin en geç 1.4.2010 tarihine kadar düzenlenmesi gerekir. Taahhütname veren kişiler de eğer şikâyetçi ile daha sonra anlaşırlarsa anlaşma hükümlerinden faydalanır. Taahhütnameyle anlaşma arasındaki en büyük fark anlaşmada hem tarafların serbestçe yeni bir miktar belirleyebilmeleri hem de vadeyi iki yıldan daha uzun süreye yayabilmeleridir.

SONUÇ

Yeni kanunun gerekenden fazla ayrıntılı hükümler içermesi, gerçekte yönetmelikle düzenlenmesi gereken konuların dahi kanunda yer alması, yasa koyucunun çeke ilişkin hükümlere verdiği önemin göstergesi şeklinde algılanmalıdır. Ancak, yeni kanunda yer alan tüm hükümlerin kanun yapma tekniğine ve çekin genel felsefesine uygun olduğunu söylemek zordur.
Sayfayy GönderÇykty AlEditöre E-posta At
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2007 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital