Global Enerji
İçindekiler Sayı: 31
Uzun vadeli desteğini test ediyor
Doğalgazda hileli fatura
Aygaz'ın geleceğe yatırımı
Türkiye biyodizelde 2008'i bekliyor
Biyodizel dünyada yükselen değer. Ancak, Türkiye'de istenen ilerleme bir türlü sağlanamıyor. ALBİYOBİR Genel Sekreteri Tamer Afacan, geç çıkan kararnamenin biyodizel üretimini bir yıl daha geciktirdiğini ileri sürüyor.
Doğalgaz Elektrik Maden Petrol Yenilenebilir
YENİLENEBİLİR
 
 Türkiye ise 2008'i bekliyor
 Biyodizelin özellikleri
 Dünyada biyoyakıt...

Dünyada biyodizelin yükselişi sürüyor

Türkiye ise 2008'i bekliyor

Biyodizel dünyada yükselen değer. Ancak, Türkiye'de istenen ilerleme bir türlü sağlanamıyor. ALBİYOBİR Genel Sekreteri Tamer Afacan, geç çıkan kararnamenin biyodizel üretimini bir yıl daha geciktirdiğini ileri sürüyor.

Biyodizelin adı Türkiye'de birkaç yıl önce duyulmaya başlandı. Avrupa'da ve dünyada ise biyoyakıtlara talep her geçen gün artıyor. Fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltmak isteyen Avrupa, birçok bölgede enerji tarımı yapıyor. Kendi toprakları yetmeyince de eski Doğu Bloku ülkeleri ve bazı Afrika ülkelerindeki biyoyakıt üretimini teşvik için anlaşmalar imzalıyor.

Türkiye'de ise durum biraz farklı gelişiyor. Düzen altına alınması için sağlam yönetmeliklere ve çok iyi bir denetime ihtiyacı olan akaryakıt piyasasına biyodizel, bir süre önce bomba gibi düştü. Kısa yoldan rant elde etmek isteyenlerin kâr kapısı oldu. Böyle olunca da daha henüz kendisini bile tanıtamadan adı kötüye çıktı, yani doğmadan öldü. Devlet de birtakım düzenlemeleri hayata geçirmede geç kaldı. Biyodizel, tarım ürünlerinden, yani kanola, aspir, palm, pamuk, ayçiçeği gibi yağlı tohumların işlenmesi ile elde ediliyor ve dizele istenilen oranda karıştırılabiliyor ya da yüzde 100 kullanılabiliyor. Dünyada 28 ülkede biyodizel üretimi yapılıyor. 2005'te 1 milyon 600 bin ton biyodizel üretimi yapan Almanya, bu konuda Avrupa Birliği'nin lideri. Biyodizel sadece Avrupa'da değil, dünyada diğer ülkelerde de adından söz ettiriyor. Örneğin, Çin, biyoyakıt üreten şirketlere destek vermeye başladı bile.

2 milyon dekar kanola ekilmeli

Türkiye'nin ise 1.5 milyon ton üretim kapasitesi bulunuyor. Kanola ekimi ülkede her geçen gün artsa da, yıllık 16 milyon ton motorin kullanan Türkiye'nin AB standardı olan yüzde 5 karışımı yakalaması için yılda 300 bin ton biyodizel üretmesi gerekiyor. Bir dekardan 300 kilo kanola alınıyor, bin ton kanoladan da yaklaşık 400 ton biyodizel elde ediliyor. Yani Türkiye'nin yılda 2 milyon dekarın üstünde kanola ekimi yapması lazım.

Biyodizelin normal dizele göre maliyeti daha yüksek olduğu için ÖTV eklendiğinde kâr getirmiyor. Ama yerli tarımdan da elde edilmesi şart, hem yerli ekonomiye katkı sağlamak hem de standart dışı yakıtların önüne geçmek için.

Hükümet son olarak 8 Aralık 2006'da çıkardığı yönetmelikte, biyodizelin "İşleme Lisansı" sahibi firmalar tarafından, yalnızca Türkiye'de üretilen tarım ürünlerinden elde edilmesi kaydıyla ve yüzde 2 oranında harmanlanmak üzere Petrol Piyasası Kanunu'nda tanımlanan "rafinerici" ve "dağıtıcı" firmalara tesliminde, ÖTV tutarını sıfıra indirdi. Türk Petrol Kanunu'na eklenerek Meclisten geçen son değişikliğe göre de, biyodizel üreticileri, sadece yerli tarım ürünlerinden üretilen saf biyodizel dağıtımı ve satışı yapmak için yıllık en az 30 bin ton saf biyodizel satış projeksiyonu vermek koşuluyla dağıtım lisansı ve bayi lisansı alabilecek.

Biyodizel üretim lisansı almak için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na (EPDK) yapılan lisans başvuru sayısı 200'ün üstünde. Bugüne kadar ise 17 firma lisans aldı. Yerli tarımdan üretilene vergi muafiyetini uzun süredir bekleyen sektör, yüzde 2 karışıma izin çıkmasını yeterli bulmadı, çünkü bu oran ne biyodizelciyi ne de akaryakıtçıyı kurtarıyor. Bu yüzden akaryakıt sektörü bu konuda pek istekli davranmıyor. Biyodizel üreticilerinin beklentisi, yüzde 2'nin zorunluluk olması ve yüzde 5'in de ÖTV'den muaf tutulması.

Biopet: "Yavaş davranıldı"

Biopet, Paksoy ile birlikte Türkiye'de ilk işleme lisansını alan firma. Biopet'in Başkent Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan tesisinin günlük 270 metreküp biyodizel üretim kapasitesi bulunuyor. Tesiste ayrıca, metanol geri dönüşüm ve gliserin işleme üniteleri ile TS EN 14214 standardındaki testlerden 17 tanesini yapabilen bir laboratuvar mevcut. Kısa vadede tesis yatırımları ve belgelendirmeler üzerine koydukları tüm hedeflere ulaştıklarını söyleyen Biopet Yönetim Kurulu Başkanı Emin Genç, "Ancak yasal düzenlemeler ve uygulamalar konusundaki belirsizlikler sebebiyle uzun vadeli hedeflerimizi tam olarak ortaya koyamıyoruz, zira bu bizim elimizde değil" diyor.

Türkiye'de kapasitenin bile üzerinde biyodizel tesisleri kurulduğunu ifade eden Genç, "Doğru ya da yanlış herkes bir şeyler yaptı. Bu sürede yasal düzenlemeler konusunda çok yavaş davranıldı ve kurumlar açısından sektörün takip edilmesi zorlaştı. Her konuda Avrupa örnek alınırken biyodizel konusunda dışarıya hiç bakılmadı. Atılan her adımda sektör daha da zora girdi" diye konuşuyor. Üretim teknolojisi ve ArGe açısından çok ciddi mesafe alınmış olmasına rağmen, uygulama konusunda sıkıntılar yaşandığını kaydeden Genç, şunları söylüyor: "Lisansını almış firmalar üretim yapamazken lisanssız firmalar üretime devam ediyor. Bunun önüne geçilmeden ÖTV'nin olması ya da olmaması çok şeyi değiştirmiyor aslında. Uygulama ve denetim, yasadan veya vergiden daha önemli bir sorun gibi duruyor. Bu sorunun en kısa sürede çözülmesini umuyoruz."

AksEn: "Gelecek var ama ne zaman?"


Biyodizel sektörüne yatırım yapmaya karar verenbir diğer firma da AksEn AŞ. AksEn, EPDK'dan işleme lisansını alan firmalardan biri. Biyodizel sektörüne yatırım yaptıkları için memnun olmadıklarını söyleyen AksEn'in ortaklarından Vehbi Koç, bu sektörde geleceğin olduğunu ama ne zaman ve nasıl, onu bilmediğini ifade ediyor. Biyodizel dağıtımı için M Oil ile anlaştıklarını açıklayan Koç, henüz bir ticari faaliyet görülmediğini, çünkü yüzde 2 oranın hiçbir esprisi olmadığını söylüyor.

Aksaray'da günlük 5060, ilave üniteleriyle 150-200 ton kapasiteli bir tesis kuran AksEn, önce bölgede küçük bir alana kanola ekimi yaptırıyor ve bölgede yağlı bitkinin üretilebildiğini görüyor. Ürünün veriminden hoşnut kalan firma, biyodizel sektörüne yatırım yapmaya karar veriyor. Vehbi Koç, bu sektöre yatırım yapan ilk on firmadan biri olduklarını ancak sürecin çok sıkıntılı olduğunu dile getiriyor. Yaklaşık üç yıl önce bu işe başlayan AksEn, mevzuat boşluğu yüzünden bugüne kadar düzgün bir şekilde üretim yapamadı.

Çiftçiye dayalı potansiyel

Avrupa Birliği, biyoyakıtlar konusunda oldukça kararlı. Birlik, 2020 biyoyakıt hedefini yüzde 10 olarak belirlemek istiyor. Avrupa'da bir pazar olduğunu belirten Koç, "Benim elimde hammadde olsa, tonunu 850 dolara satma şansım var. Çiftçiniz, tarımınız, sanayiniz, ihracatınız, bunların hepsi ayağa kalkacak. Rahatlatacak ekonomiyi. Ciddi ve çiftçiye dayalı bir potansiyel" diye konuşuyor. Bu potansiyeli kullanamadığımıza işaret eden Koç, sebebi şöyle açıklıyor: "Çünkü ben sanayici olarak önümü görmüyorum. Fabrikamı kurmuşum, iki yıldır bekliyorum. Paramı yatırmışım, eleman istihdam ediyorum. Mevzuat yok. Korkuyorum, niye? Ya mevzuat çıkmazsa, düzgün bir şey gelmezse, ektirdiğim kanolalar ne olacak? Azbuz rakamlardan bahsetmiyorum, bu rakamlar bizim için büyük."

Almanya'nın 5 yılda bu işi becerdiğini söyleyen Koç, yurtdışında her tarafa kanola ekildiğini, geçen yıl Bulgaristan'da, Ukrayna'da tonu 250 dolara satılan ka nolanın, bu yıl 310 ila 320 dolar arasında olduğuna dikkat çekiyor. Koç, "Kime gitti bu 6070 dolar? Bu ülkelerin çiftçilerineTürkiye'de niye yapamayalım? Şu an 200 tane tesis oldu. Lisans için başvurdular. Uğraşıyorlar, sıkıntılar çekiyorlar. Zamanla bunlar içinde eleme olacak, bazıları da bir araya gelecek, birleşecek" diyor.

"Üçkağıtçı sistem çalışıyor"

Biyodizel denilince akla Türkiye'de kaçak, standart dışı yakıtın geldiğini belirten Koç, "Standart dışı mallar üretildi. İnsanlar yağla alkolü karıştırıp sürdü piyasaya. Aslında standarda uygun üretilen biyodizelin hiçbir sıkıntısı yok" diyor. Koç, kaçak biyodizel için, "1015 bin dolara standart üretim yapma şansı yok. İnsanların bu şekilde kandırılmasını önlememiz lazım. Plastik bidonlar içinde alkolle yağı karıştırıp buradan biyodizel çıkartıp da arabana koy demek akıl kârı değil. Orda bir üçkağıtçı sistem çalışıyor" diyor.

Kaçak biyodizel yüzünden hem lisanslı ya da lisans başvurusu yapmış biyodizel üreticileri, hem de akaryakıt şirketleri zarar görüyor. Bu yüzden sektörün iki kesiminin de işbirliği yapması gerekiyor. Yasadışına karşı savaşmak için. Koç da, biyodizel ve dizelin birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan şeyler olduğunu vurguluyor. Koç, "Biz BP'ye, Shell'e rakip olamayız. Biz onlar için tamamlayıcı bir unsuruz. Zaten onların da çiftçiyle, kanolayla, hasatla uğraşacak vakitleri yok. Biz sadece onlara tedarikçi oluruz. İşin mantığı da bu zaten" şeklinde konuşuyor.

"Harmanlama mecburiyeti olmalı"

Peki, ne yapılmalı sizce, diye sorduğumuzda, Koç'un önerisi şu: "Yerli tarım olması gerektiğinde herkes hemfikir ama bunun için bir sürece ihtiyaç var. En azından 12 sene yağlı çekirdek yurtdışından getirilse, burada kırılır, yağı alınır, küspesi hayvan yemine ayrılır. Yağa da ihtiyacımız var sonuçta. Geçen seneki yağ fiyatlarında yüzde 10-15'lik artış var. Bu 2 senelik geçişten sonra da, herkes kendi tarımını organize eder. Bu arada da devlet de yüzde 2 harmanlama mecburiyeti koyar, yüzde 5 de ÖTV'siz olur. Yalnız, altını çizerek söylüyorum, yeterli arz olduğu takdirde. Bu yapılırsa tarımda istihdam sağlanır, biyodizel sektörü oluşur, ihracat ayağı da açılır, çevreye katkı sağlanır, dışa bağımlılık azalır. Bir taşla ancak bu kadar fazla kuş vurabilirsiniz." ÖTV rakamlarının motorinle rekabet edebilecek şekilde ayarlanabileceğini ifade eden Koç, "Biyodizelin kalori, yani ısıl enerji değeri normal motorinden yüzde 10 daha düşük. Enerjinin parasal değeri Avrupa'da kalori değeriyle ölçülür. Kalori değeri olarak bakarsanız, bunun 1.8 Ykr'ye satılması lazım. Almanya'da 700800 istasyonda direkt B100 satılıyor, yani yüzde 100 biyodizel. 6 ay öncesine kadar B100'de ÖTV yoktu, bu beş yıl devam etti. Şimdi sistem oturdu artık, yeterince kanola üretimi var, biyodizel var. Temmuz'da küçük bir oran ÖTV getirdiler. Harmanlama da mecburi zaten" şeklinde konuşuyor.

Koç, ihracat konusunda da şunları söylüyor: "Bu işin yerli tarım ayağını organize etmeden yurtdışına ihracat olmaz. Yurtdışındaki adam 23 bin ton ister. Bu miktardaki ürün talebini burada kanolayla karşılamanız mümkün değil. Önce ülkede pazar oluşur, tarım ayağı oluşur, sonra yavaş yavaş ihracata geçersiniz. Ben önümü görmüş olsaydım, bu sene 2 bin dekar değil de, 20 bin dekar ekerdim, sistemi oturturdum, bir kısmını iç piyasaya verirdim, bir kısmını da ihraç ederdim. Burada sorun kapasite değil, hammadde."
Afacan: Yerli tarım desteklenmiyor


Alternatif Enerji ve Biyodizel Üreticileri Birliği (ALBİYOBİR) Genel Sekreteri Tamer Afacan, Türkiye'de biyodizel denince ilk akla gelen kişi. Afacan da, dizele katılan yüzde 2 biyodizele vergi muafiyeti getiren kararnamenin kendileri için sürpriz olmadığını söyleyerek, konuyla ilgili şunları aktarıyor: "Kararnamenin kanola ekim dönemi geçirilerek çıkartılması, Türk enerji tarımına 1 yıl daha kaybettirdi. Sayın Başbakan 6 Haziran'da 'müjde' diye açıkladı; biz 10 Haziran'da 1 milyon dekar kanola sözleşmesi hamlesini başlattık. Kanola ekim dönemi geldi geçti, kararname aralık ayında çıktı. Bu kararname 2007 için değil 2008'de sonuçlarını gözlemleyeceğimiz bir kararnamedir." Kararnamenin, yerli tarımın desteklenmesine ilişkin mali değil, teknik bir düzenleme olduğuna dikkat çeken Afacan, "Tamamını yerli tarımdan ürettiğiniz biyodizeli, yüzde 100 olarak kullandığınızda, yüzde 98'ine ÖTV tatbik edilecektir. Bunun neresi yerli tarımı destekliyor? Biz bugüne kadar biyodizelin çiftçi yakıtı olmasından bahsediyorduk. Bunun olması için çiftçinin teslim ettiği tohum kadar yakıt alması ve bu değişimin de, artı enerji tüketmeden yerinde olması gerekliliğini ifade ediyorduk. 'Getir tohumunu, götür yakıtını' diye sloganlaşan ve tarımda hareketlilik sağlayan yaklaşımın hedefi, ülkemizde 'enerji tarımı' hamlesini başlatmaktı. Maalesef bu gecikerek fonksiyonunu yitiren kararname, aynı zamanda biyodizeli tarımsal dönüşümde lokomotif kılmak yerine, "enerji tarımı"nın kaderini uluslararası dağıtım şirketlerinin paşa gönüllerine bırakmıştır" diyor.

"Biyoetanolde de gördük"

Türkiye'de biyodizelden önce biyoetanol, yakıta karıştırılmaya başlandı. Tamer Afacan, herhangi bir zorunluluğu olmayan bu uygulamada yüzde 2'lik harmanlama olduğunu belirtiyor. Sadece bir özel şirketin ilgi duyduğu uygulamanın yaygınlaşmamasını zorunluluk olmamasına bağlıyor. "Zorunluluk olmazsa asla ilgi gösterilmeyecektir. Gerek biyodizel ve biyoetanol kurulu kapasitelerin dikkate alınması ve gerekse değişime sebebiyet verecek cazip karışım oranları birlikte değerlendirildiğinde yüzde 5 zorunlu karışıma geçilmelidir. B 100'ün de çiftçi yakıtı olarak kullanımının önünün açılması gerekmektedir. Yüzde 5 karışım zorunluluğu çevre için, B100 çiftçi yakıtı tarım için gereklidir." Biyodizel yağlı bitkilerden üretiliyor. Afacan, bu konuya dikkat çekiyor. "Amacımız, yağlı tohumlu bitkiler ve yağ üretilmesidir. Biyodizel üreticileri olarak gerçek hedefimiz; yağ bitkileri üretim potansiyelimizi yükseltebilmektir. Böylece de biyodizel ve gıda işletmecisi arasında sözleşmeli üretime girme yönünde, Türk çiftçisi lehine tatlı bir rekabet başlatılmış olacaktır. Biyodizelin başlattığı sözleşmeli tarım uygulamaları gıda sanayine de yansıyacak, rekabette kazanan Türk çiftçisi olacaktır." Türkiye, yağlı bitkiler üretimi açısından oldukça potansiyelli bölgede yer alıyor. Ülkenin hemen hemen her bölgesinde yağlı tohum üretimi yapılacak ortam bulunuyor. Afacan, "Türkiye'nin ekilebilir alanları içinde sadece yüzde 7'lik bölümünde yağlı tohum üretilmekte. Bunun planlı bir biçimde yüzde 15'e çıkartılması gerekiyor. Ülkemizde 1 milyon hektar kullanılmayan kamu arazisi varlığından bahsediliyor. Bu arazinin Almanya'da olduğu gibi acilen "enerji tarımı"na tahsis edilmesi, münavebede yağlı tohumların kullanılması sağlanmalı. Bu şekilde 3 milyon hektar yeni alan yağlı tohum üretimine açılabilir." Biyodizel, iklim değişikliğini giderici bir özelliğe de sahip, biyoyakıt olarak. İklim değişikliğinin 2007'den itibaren dünyanın birinci problemi olarak kabul edildiğine dikkat çeken Atacan, "Bu nedenle konuşmamız gereken konu 'enerji tarımı'nı nasıl geliştirebiliriz, tarımsal potansiyelimizi nasıl harekete geçirebiliriz, ne kadar çok standart biyoyakıt üretir, kullanır, ihraç edebiliriz olmalıdır. Bunun dışındakiler abesle iştigaldir" diyor.

"Atık yağlar da yer almalı"

Biyodizelin bir başka kaynağı da atık yağlar. Çevresel açıdan sorun teşkil eden atık yağlar tehlikeli atık olarak kabul ediliyor. Tamer Afacan, "Gıda ve yem sanayinde kullanılma risklerinin yanında kanalizasyona atılmasıyla kentsel altyapıda milyarlarca dolarlık tahribat ve sızması ile yer altı sularımızın bin yıllık telafi edilemez kirletilmesi söz konusu iken, atık yağların kararnamede yer almayarak ÖTV kapsamında tutulması anlaşılması imkânsız bir durumdur" diye konuşuyor.

Yasal sürecin uzaması ile Türkiye'de kaçak biyodizel üretimi hız kazandı. Bu süreçteki en çok tartışılansa buzdolabı büyüklüğünde biyodizel üretim makineleri oldu. Tamer Afacan, yasal süreçte mücadele eden biyodizel sanayicileri her gün yeni engellerle karşılaşır ve tesisleri kapalı tutulurken, standart üretim yapma kabiliyeti olmayan bu makinelerin piyasada yer almasının biyodizelin prestijini düşürdüğünü savunuyor. "Bu en çok bizi etkiliyor" diyor.

Sema TOKAT

 
 
Haberin Fotoğrafları
1   2   3  
 
     
  Sayfayı GönderÇıktı AlEditöre E-posta At  
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2007 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital