|
Petrol
Petrol ve LPG piyasasında asgari mesafe sorunu ve lisans devri (II)
Düzenlemeler kural olarak sadece yürürlüğe girdikleri tarihten sonra ortaya çıkan olaylara ve ilişkilere uygulanırlar. Bu durum hukuki güvenlik ilkesi ile doğrudan bağlantılıdır.
III- KAZANILMIŞ HAK
1- Kazanılmış Hak Kavramı
Hukuken tamamlanmış sonuçların korunması anlamına gelen kazanılmış hak kavramı çok farklı şekillerde tanımlanmıştır. Genel kabul gören tanıma göre kazanılmış hak, "objektif bir hukuk kuralının kişi hakkında uygulanması veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi, böylece objektif ve genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönüşmesi, hukuka aykırı işlemlerde ise bir süre yararlanılması sonucunda anayasa ve yasalarca korunmaya değer hale gelmiş, elde edilmiş veya elde edilebilir durumdaki hak sahibinin her eylemi ve iradesi ileri sürülmüş olan ve üçüncü kişilerden bir şey isteyebilmek ve onu bir şey yapmaya zorunlu kılabilmek gibi aktif hak sahipliği bahşeden bir kişisel hak ve karşılanmadıkça ve boşluğu giderilmedikçe tek tarafı tasarrufla geri alınamayan hukuki olanak, güç veya yetkidir".
Anayasa Mahkemesi bir kararında kazanılmış hakkı, kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş hak olarak tarif etmiştir. Kazanılmış hak kavramına değinilen Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararında ise, gerek öğretide, gerekse uygulamada, kişilerin hukuki statülerini belirlemiş ve buna dayalı olarak da yeni hukuki durumların ve hakların elde edilmesine neden olmuş, bir başka deyişle hukuki sonuçlarını yerine getirmiş olan durumların, artık geriye dönülmez, vazgeçilmez haklar olduğu, yani kazanılmış hak teşkil ettiği ifade edilmiştir. Bu tarifler dikkate alındığında kazanılmış hak, doğumu anında hukuka uygun olarak tamamlanmış ve böylece kişiye özgü, lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra yapılan düzenleyici işlem değişikliğinden veya idari işlemin geri alınmasından etkilenmeksizin hukuk düzenince korunan haktır.
2- Kazanılmış Hak Müessesinin Amacı
Hukuk kurallarının sık ve keyfi bir şekilde değiştirilmemesi ve bunun doğal sonucu olarak kazanılmış haklara saygı gösterilmesi, öncelikle hukuki istikrar ilkesinin bir unsuru ve hukukigüvenlik ilkesinin vazgeçilmez bir şartıdır. Zira hukuki istikrar ve hukuki güvenlik ilkesinin bir gereği olarak, kişilerin, hukuka uygun davranışlarının doğuracağı sonuçların tanınacağına ve korunacağına güvenebilmesi gerekir. Hukuki güvenlik ilkesi gereğince kişilerin, yürürlükteki mevzuatın ve idarenin düzenleyici işlemlerinin süreceğine güven duyması gerekmektedir. Hukuki istikrarın, yeni düzenlemeler yapılması, mevcut düzenlemelerin değiştirilmesi veya idari işlemlerin geri alınması suretiyle zedelenmemesi için kazanılmış hak kavramına ihtiyaç duyulmaktadır. Belirtilen özellikleri sebebiyle kazanılmış hakların korunması ilkesi, yasama ve idarenin karar ve işlemlerinin geriye yürümesine engel olan bir müessesedir.
3- Geriye Yürüme Kavramı ve
Kazanılmış Haklara Etkisi
Hukukun genel ilkelerinden olan geriye yürüme yasağı, hukuki güvenlik ilkesi ile doğrudan ilgili olup, düzenlemelerin zaman bakımından uygulanmasına ilişkin bir müessesedir. Geriye yürüme, yürürlüğe giren yeni düzenlemenin, sona eren bir hukuki olay veya işleme dayanılarak bütün sonuçları ile doğan bir hakkı olumsuz etkilemesi olarak tarif edilmektedir. Kanunların geriye yürümezliği ilkesi, bir hukuki eylem veya davranışın, bir hukuki ilişkinin vuku bulduğu ya da meydana geldiği dönemdeki kanun hükümlerine tabi kalmakta devam edeceğini ifade etmektedir. Düzenlemeler kural olarak sadece yürürlüğe girdikleri tarihten sonra ortaya çıkan olaylara ve ilişkilere uygulanırlar. Bu durum hukuki güvenlik ilkesi ile doğrudan bağlantılıdır. Hukuk kuralları ve idari işlemler idare edilenler tarafından önceden bilinebilir nitelikte olmalıdır ki, idare edilenler de kendi davranışlarını ve durumlarını buna göre ayarlayabilsin. Hukukun bireylere sağladığı güvenin sürekli olması ve kişilerin önceki düzenlemelere güvenerek yaptığı işlem ve eylemlerin hukuki sonuçlarının yeni düzenlemelerle değişmemesi, önceki hüküm ve sonuçlarını sürekli olarak muhafaza etmesi gerekir. Bu sebeple idare hukukunda idari uyuşmazlıkların çözümünde işlemin doğuş tarihinde yürürlükte olan düzenlemelerin hükümleri uygulanır.
Geriye yürüme yasağı sadece yasama faaliyeti bakımından değil, idari faaliyetler için de önemli ve gerekli olduğundan, aynen kanunların geriye yürümezliği ilkesi gibi idari işlemlerin geriye yürümezliği de aynı kapsamda uygulanmaktadır. Zira idari makamların mevzuattan aldıkları yetkiye dayanarak verdikleri kararlar da kazanılmış hak doğuma sebep olabilir.
Bütün hukuki işlemlerde olduğu gibi, hukuk devleti olmanın bir gereği olarak idarenin faaliyetlerinde de önceden öngörülebilirlik ve güvenilirlik ilkesinin geçerli olması bir zorunluluktur. Bu sebeple idare, düzenleyici işlemlerin yürürlük tarihini yayın veya ilan gününden önceki, bireysel idari işlemlerin yürürlük tarihini ise tebliğ gününden önceki bir tarih olarak belirleyemez. Yani idare sadece geleceğe yönelik olarak işlem yapabilir. Yürürlükte olan düzenlemelere uygun olarak kişilerin lehine hukuki durumlar doğuran düzenleyici nitelikteki idari işlemlerin sürekliliğine güvenmeleri halinde bu güvenin korunması ve yeni bir idari işlemle mevcut durumun kişi aleyhine değiştirilmemesi gerekir.
Geriye yürüme yasağı ile kazanılmış haklar ilkesi arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Bu ilişki sebep sonuç ilişkisi olarak nitelenebileceği gibi, amaçsal bir ilişki olarak da ifade edilebilir. Önceki düzenleme yürürlükte olduğu zamanda kurulan hukuki ilişkilerden doğan hakların sonraki düzenlemeler ile ortadan kaldırılamamasını ifade eden kazanılmış haklar ilkesi, geriye yürüme yasağının bir sonucudur. Kişilerin aleyhine olan yeni düzenlemeler, kazanılmış hakların varlığı durumunda geriye yürümediği için önceki olaylara uygulanamamaktadır. Buna karşılık yeni düzenleme kişinin lehine ise geriye yürütülebilir.
Danıştay Başkanlığının bir görüşünde ifade edildiği üzere, hukuk devletinde bütün devlet faaliyetlerinin hukuk kurallarına uygun olması ve kazanılmış hakların hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak korunması gerekmektedir. Hukuk devleti olmanın bir gereği olan idari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesi de, kazanılmış hakların korunması amacını güden ve idarenin faaliyetlerini genel olarak sınırlayan bir ilkedir. Bu durumun gereği olarak yeni düzenlemelerin istisnalar dışında sadece geleceğe etkili olarak uygulanması ve hukuka uygun olarak tamamlanmış işlemlerin kazanılmış haklar, hukuka aykırı olanların ise şartları varsa idari istikrar ilkesi gereği müesses durum olarak korunması gerekir.
4- Kazanılmış Hakkın Kişiye Bağlı Oluşu
Kazanılmış hak kural olarak sadece hakkı kazanan kişi için geçerlidir ve onun tarafından kullanılabilir. Kazanılmış hakkın üçüncü kişilere devri mümkün değildir. Bu durum özelikle, idarenin kişilere belli faaliyetlerde bulunabilmeleri için verdiği izin ve ruhsatlardan doğan haklar için geçerlidir. Enerji piyasasında faaliyet gösterebilmek için alınan lisanslar da bu kapsamda değerlendirilmesi gereken bir izindir.
Danıştay kazanılmış hakların devrinin mümkün olmadığı hususunda verdiği bir kararında, "belirli bir kimseye tanınan maden arama ruhsat sahası içinde kalan bir alanın, ruhsatın alındığı zamanda taşocağı ayrımı yapmayan 3213 sayılı yasa uyarınca ilgiliye kazanılmış hak tanısa da, buna dayanılarak bir başka kimseye taşocağı işletme ruhsatı verilemeyeceği düşüncesiyle, söz konusu yerin taşocağı işletilmesi amacıyla diğer bir kimseye verilmesi işlemini iptal eden İdare Mahkemesi kararı hukuka uygun bulunmuştur" ifadesini kullanmıştır. Bu durumda, kazanılmış hak kapsamında değerlendirilecek bir lisans sahibi tarafından iptal edildiğinde, aynı tesis için üçüncü kişi tarafından değişen yeni mevzuata göre lisans verilmesi kazanılmış hakka dayanarak talep edilemez.
|