Global Enerji
İçindekiler Sayı: 34
Piyasalar uzun vadeli yukarı yönlü
Gemideki yerinizi ayırtın
İÇTAŞ, AES'le büyüyecek
İktidar adayı partilerin enerji politikaları
Türkiye 22 Temmuz'da sandık başına gidiyor. Peki, siyasilerin enerji politikaları neleri kapsıyor? İktidar için yarışacak AKP, DP, CHP ve MHP'nin enerji konusundaki görüşlerini aldık.
Doğalgaz Elektrik Maden Petrol Yenilenebilir
MADEN
 

Metal fiyatları yükseliyor

Yabancı madencinin gözü Türkiye'de

Yurt dışında metal fiyatlarının yükselmesi, yabancı maden şirketlerinin Türkiye'de arama yatırımlarını arttırmasına neden oluyor. Çünkü, Avrupa'ya en yakın ve doğal kaynaklarını tam olarak henüz ortaya çıkaramamış tek ülke Türkiye.

Dünya sanayisinin kullandığı metal ve mineralin yüzde 2.5'i Türkiye'den çıkartılıyor. Söz konusu madenlerin 60 kadarı bu topraklarda yer alıyor. Türkiye, ayrıca 34 trilyon dolarlık maden rezervine de sahip. Bütün bunlara rağmen madenciliğin Türkiye ekonomisi içindeki payı yüzde 1.5 dolayında seyrediyor. Türkiye, bor, betonit, perlit gibi mineraller ve demir, boksit, krom ve altın metalleri açısından zengin bir ülke olmasının yanı sıra, aynı zamanda dünya piyasalarında önemli ham cevher ihracatçısı konumunda.

Türkiye'nin en önemli müşterileri arasında yer alan Asya ülkelerinde 1990 yılında yaşanan ekonomik kriz, Türk madenciliğini önemli ölçüde olumsuz etkiliyor. Ancak son yıllarda dünya piyasalarında artan fiyatlar ve özellikle demir, bakır, nikel ve boksit gibi madenlerde yaşanan yüksek talep, Türk madenciliğini durma noktasından kurtarıyor.

2005 yılında 1.5 milyar dolarlık ham metal ve metal dışı maden ihraç eden Türkiye'nin ihracatı 2006 yılında yüzde 38'lik bir artış göstererek 2 milyar dolara ulaşıyor. Yapılan ihracatta yıllık 23 milyon ton demir satışıyla dünyada 12. sırada yer alan demirçelik endüstrisinin büyük katkısı var.
Bunun dışında Türkiye'nin doğaltaş ve mermer gibi ihracat potansiyeli yüksek madenleri de bulunuyor. Türkiye doğaltaşta 2005 yılında 800 milyon dolarlık ihracat yaparken, 2006 yılında ihracat rakamı 1 milyar doları aşıyor. Türkiye'nin maden ihracatının son birkaç yıldır yüksek seyretmesinde hiç kuşkusuz, dünya piyasalarında maden ve metal fiyatlarının ile talebin artmasının payı yüksek.

Bakir ülke Türkiye

İşte bu tablo karşısında uluslararası maden firmaları, varlığı tespit edilmiş ancak sahip olduğu madenlerinin sadece yüzde 3540 kadarını çıkarabilmiş Türkiye'ye son yıllarda yatırım yapmaya başlıyor. Özellikle son üç yıldır Türkiye'ye gelişlerinde adeta bir patlama yaşanıyor. Türkiye'de madencilik sektöründe faaliyet göstermek amacıyla son 3 yıl içinde 120 yabancı sermayeli şirket kuruluyor. Yatırım yapılan madenlere bakıldığında yabancı firmaların ilgisini çeken altın dışında, sanayide kullanımı yüksek olan demir, boksit, çinko, nikel, bakır gibi metal grubunda yoğunlaştığı görülüyor.

Fiyatlar daha da artacak

Geçtiğimiz nisan ayının sonunda Almanya'nın başkenti Berlin'de Avrupa Madenciler Birliği'nin (EUROMINES) Genel Kurulu yapıldı. Kurulun ana konularından biri de "Maden aramaları ile ilgili gelecek tahminleri" idi. Genel Kurul'da yapılan tartışmalarda, 2030 yılına kadar maden ve metal ürünlerinde talebin iki katına çıkacağı, ancak üretimin gerek çevresel gerekse mevcut rezervlerin azalması nedeniyle bugünkü düzeyde kalacağı öngörülüyor. Türkiye Madenciler Derneği Başkanı İsmet Kasapoğlu, "Bunun anlamı, fiyatlar bugünküne göre katbekat artacak demektir. Talebin iki kat artması üretimin aynı kalacak olmasından dolayı, kendini bilen bu işte tecrübeli firmalar/ülkeler bu gerçeklere göre stratejiler geliştiriyorlar. Maden açısından zengin, yatırım yapacak ülkeler arıyorlar. Avrupa'ya en yakın doğal kaynaklarını henüz ortaya çıkaramamış tek ülke var, o da Türkiye. Türkiye'nin maden potansiyelinin yüzde 60'ı yeryüzüne çıkartılmadığı için yabancı şirketler Türkiye'ye geliyorlar" diyor.

En çok arayan Kanadalılar

Kasapoğlu'nun dikkat çektiği bir başka nokta da yüksek fiyatlar. Bugün dünya piyasalarında (Londra Metal Borsası, 24 Mayıs 2007 tarihli fiyatlar) bakırın fiyatı ton başına 7 bin 500 dolar, çinkonun 3 bin 600 dolar, alüminyumun 2 bin 700 dolar, demirin de 8 bin dolar civarında seyrediyor. Maden ve metal fiyatlarının büyük ölçüde artmış olması, endüstrinin yoğun olarak kullandığı bu ürünlerin aranıp, bulunup, işletilmesine büyük talep yaratıyor. Son yıllarda Kanada, İngiliz ve Avustralyalı yaklaşık 10 kadar yabancı şirket nikel, boksit, çinko, demir ve bakır maden arama ve işletme için Türkiye'de yatırım yapıyor. Örneğin, Avrupa'nın en büyük nikel üreticisi European Nickel, Türkiye'ye 300 milyon dolarlık yatırım yapıyor. Piyasaların ihtiyacını karşılayacak metal madenini Türkiye'de aramayı tercih edenler arasında en çok Kanadalı firmalar yer alıyor. Aldridge, Anatolia Minerals Development Limited, Cloudbreak, Eldorado Gold, Eurasian Minerals, Bosphorus Nickel, Fronteer Türkiye'de faaliyet gösteren firmalardan. Bunlardan Eurasian Minerals, 2 bin kilometrekare alan ile Türkiye'de en büyük ruhsat alanına sahip yabancı arama şirketi konumunda. Sektörde, yabancı şirketlerin Türkiye'deki ruhsatların yaklaşık yarısına sahip olduğu konuşuluyor. Alınan bilgilere göre, 20042006 yılları arasında Türkiye'ye gelen ve 2005 ile 2006 yıllarını arama yaparak geçiren bu firmalar, 2008 yılında üretime geçmeyi planlıyorlar.

Gerçek rezerv bilinmiyor

Uzmanlar, ülkenin büyük kısmının aranmadığını, potansiyelin fazla olduğunu her fırsatta dile getiriyorlar. Peki, son yıllarda Türkiye'ye gelen yabancıların elinde madenlerin rezerv bilgileri var mı? Bu en sık sorulan soruların başında geliyor. Sektör temsilcileri, bu soruya, "Madenlerin üretilebilir halde bulunması en büyük veri" yanıtını veriyorlar. Türkiye, demir ve boksit madenlerinin varlığı kanıtlanmış, üretilebilir olduğu aramalarla kesinleşmiş bir ülke. Boksit madeni Seydişehir bölgesinde yer alıyor. Ancak madencilik uzmanları, geniş boksit rezervlerinin Hatay bölgesinde çok daha fazla olma ihtimali üzerinde duruyorlar. Demir madeninin de Sivas ve Kayseri bölgesinde yoğun olduğu biliniyor.

Türkiye Madenciler Derneği Başkanı İsmet Kasapoğlu, bütün bunların yanı sıra bir gerçeğe de vurgu yapıyor. Kasapoğlu'na göre, Türkiye'nin gerçek maden rezervinin ne olduğu konusunda tam bir bilgi yok. Bunun nedeni ise, ülkede sadece yüzeysel aramaların yapılmasından kaynaklanıyor. Kasapoğlu "Biz bunları en fazla yüz metreye kadar derinliklerde aramışız" diyor.

Devlet payı etkili oldu

Yabancı firmaların Türkiye'deki madenlere yönelmesinin bir başka nedeni, madencilik kanununda yer alan devlet payı. Çünkü, kanuna göre, şirketler madenin ocak başı satış fiyatının yüzde ikisini devlete bırakıyor. Uzmanlar, yabancı maden şirketlerinin ödedikleri devlet payında devleti zarara uğrattığını iddia ediyorlar. Uzmanlara göre, yabancı şirketler ocak başı satış fiyatını maliyete yakın bir fiyat olarak gösteriyorlar, bu madenleri diğer ülkelerdeki kendi kuruluşlarına satarak "transfer fiyatlaması" denen yöntemi kullanıyorlar. Uzmanlar, "Böylece şirketler azami kâr elde ederken, daha az vergi ödeyerek devleti zarara uğratmaktadır" diyorlar. Bu durum Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki ticarete de yansıyor. AB, Türkiye'nin ihraç ettiği pek çok ürüne kota koyarken, maden ürünlerinde herhangi bir kota bulunmuyor.

 
 
Haberin Fotoğrafları
1   2  
 
     
  Sayfayı GönderÇıktı AlEditöre E-posta At  
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2007 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital