|
Elektrik enerjisi tarifesi (I)
Ülkemizde 4628 Sayılı Yasa öncesinde bütünleşik bir tarife yapısı mevcut idi. Tarife içinde tüm maliyet unsurlarının yanı sıra, 3093 sayılı TRT Kanun'unun 4/c maddesi uyarınca gayri safi hâsıla üzerinden yüzde 3.5 oranında alınan TRT payı, yüzde 1 oranındaki Enerji Fonu da bu tarife içinde idi. Sadece BTV olarak adlandırılan belediye tüketim vergisi ile KDV faturada ayrıca gösteriliyordu. Tüketici faturasında sadece bu tarife kalemlerini görebiliyordu.
4628 Sayılı Yasa ile faaliyete geçen EPDK, Nisan 2003 tarihinden itibaren lisans faaliyetlerine göre tarife kalemlerini de ayrıştırdı. Böylece tarife bütünleşik yapıdan dikey ayrıştırılmış yapıya dönüştü. Niçin böyle bir yapıya dönüştü?
Çünkü elektrik enerjisi sektörü faaliyetlerine göre ayrıştırılması sonucu faaliyetler ayrı tüzel kişiliklerce lisans alınarak yürütülmeye başlandı. Bunlar; Üretim, İletim, Dağıtım ve Perakende Satış Faaliyetleridir. Bu faaliyetlerden iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetleri EPDK tarafından düzenlemeye tabidir. EPDK onayı olmadan bu tarifeler değiştirilemez. Üretimde ise tarifeler düzenlemeye tabi değildir. Üretimdeki fiyatlar serbest piyasada Piyasa Takas Fiyatı (PTF) olarak belirlenir veya ikili anlaşmalar ile kendi iradeleri ile kararlaştırırlar. Sadece TETAŞ'ın tarifesi; 3096 Sayılı Yasa gereği alım garantili üretim şirketlerinin olması sonucu istisnai olarak EPDK tarafından düzenlemeye tabi tutulmuştur.
Cari elektrik enerjisi perakende satış tarifesi grafikte de görüleceği üzere tarife bileşenlerinden oluşmaktadır. Evinize, işyerinize veya şirketinize gelen elektrik enerjisi faturasında gördüğünüz kalemler bunlardır. Bu bileşenlerin elektrik enerjisi faturalarında ayrıntılı şekilde gösterilmesi Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği gereğince zorunludur.
Tarife bileşenleri inceleyecek olursak;
Perakende Satış Fiyatı (PST): "Perakende satışa ilişkin tavan fiyat, hedef kayıp-kaçak oranı ve brüt kar marjı dikkate alınarak hesaplanan fiyatı" olarak tanımlanmıştı. Dağıtım şirketince EÜAŞ, TETAŞ ve PMUM'dan alınan elektrik enerjisinin maliyeti toplam satılacak elektrik enerjisine bölünerek bulunan fiyata o dağıtım şirketinin bir sonraki yıl için belirlenen hedef kayıp-kaçak oranı dikkate alınarak hesaplanan kayıp kaçak bedeli ve o dağıtım şirketi için öngörülen brüt kar marjı (dağıtım ihalelerinde belirtilen oran yüzde 2.33'tür) ilave edilerek belirlenmiş ve EPDK tarafından onaylanmış birim bedeldir. 31 Aralık 2010 tarihli ve 27802 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişiklik yapılarak hedef kayıp-kaçak ibaresi çıkartılmıştır. Ancak, aynı Resmi Gazete'de yayımlanan söz konusu Tarifeler Yönetmeliğinin 10. Maddesine "Kayıp kaçak enerji miktarı perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketleri tarafından temin edilir" cümlesi ilave edilmiştir.
Kayıp-Kaçak Bedeli (KK): Dağıtım bölgesinin hedef kayıp-kaçak oranına göre belirlenen ve EPDK tarafından onaylanan bedeldir. Ancak, Ancak, bu bedelin bu şekilde alınabilmesi için yasal düzenleme gerektiği kanaatindeyim.
İletim Sistem Kullanım Bedeli (İSKB): "İletim sistemine ilişkin yatırım harcamaları ve işletme ve bakım giderleri dikkate alınarak hesaplanan fiyat" olarak mevzuatta tanımlanmaktadır. Bu bedel iletim faaliyeti gösteren tüzel kişilik olan TEİAŞ'ın yatırım harcamaları ve işletme ve bakım giderlerini karşılamak amacıyla EPDK tarafından onaylanan tarifedir. TEİAŞ, EPDK tarafından onaylı İSK bedelini esas alarak Dağıtım şirketlerine veya tedarikçilere bu bedeli fatura eder, dağıtım şirketleri veya tedarikçilerde bu bedeli tüketicilerine yansıtırlar. Yani Dağıtım şirketleri veya tedarikçiler bu bedel için aracıdır.
Dağıtım Sistem Kullanım Bedeli (DSKB): "Dağıtım hizmeti sunabilmek için dağıtım sistemine ilişkin yatırım harcamaları, işletme ve bakım giderleri dikkate alınarak hesaplanan fiyatı," olarak mevzuatta tanımlanmaktadır. Her dağıtım şirketi bir sonraki yıl için yapacakları yatırım harcamaları, işletme ve bakım giderleri için EPDK'ya sundukları gelir tavanı sonrası oluşan her bir kWh üzerinden alınan EPDK onaylı tarifedir.
Perakende Hizmet Bedeli (PSH): "Perakende satış hizmeti maliyetine göre hesaplanan fiyatı" olarak mevzuatta tanımlanmaktadır. Lisans Yönetmeliğinde "Perakende satış hizmeti" ise "Perakende satış lisansına sahip şirketler tarafından, elektrik enerjisi ve/veya kapasite satımı dışında, tüketicilere sağlanan sayaç okuma, faturalama gibi diğer hizmetleri" olarak tanımlanmaktadır. Bu bedel mevzuat gereği sayaç okuma ve faturalama giderleri için alına bir bedeldir. Ancak bu bedelin uygulanmakta olduğu gibi kWh üzerinden alınması doğru bir uygulama değildir. EPDK tarafından 1 Eylül 2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Tarife metodolojisinin "D. Perakende Satış Hizmet Tarifesi" başlıklı bölümünde de açıklandığı üzere bu bedelin abone başına sabit bir bedel olarak tüketiciye yansıtılması gerekmektedir. Çünkü bu hizmet her bir abone için aynı işlemdir. Görevli bu hizmet için aboneye gidip sayacını okuyacak ve fatura bildirimi yapacaktır. Tedarikçiler için ise sadece PMUM adına sayaç endeksleri alarak PMUM'a bildirecektir. Hal böyle iken EPDK'nın aynı Resmi gazetedeki "Geçiş Dönemi Tarife uygulamaları" bölümünün 2. Fıkranın B bendinde geçiş dönemi tarifeleri bahane edilerek söz konusu bedel her bir kWh üzerinden alınmaktadır. Bu hizmet, tüketim arttıkça maliyeti artan bir tarife kalemi değildir. Tüketim ne kadar artarsa artsın, maliyet sabittir. Bu durumda görevli sayacı okumaya gittiği halde (ki bunun için okumaya gidene okuma başına bedel ödenmektedir) tüketimi olmayan aboneden hiçbir bedel alamayacak veya yan yana iki aynı işi yapan tüketiciden fazla tüketim yapandan daha fazla diğerinden daha az PSH bedeli alınması ne kadar adil bir uygulamadır sizin takdirlerinize bırakıyorum. Ayrıca PSH bedelini 1.1.2011 tarihinden itibaren iki kaleme ayrıştırılmıştır. Birincisi faturalama için alınan PSHf ve ikincisi ise sayaç okuma işlemi için alınan PSHo bedelidir. Dağıtım şirketinin fatura düzenlediği tüketicilere her iki bedel ayrı ayrı alınmakta, tedarikçilerden ise sadece ikincisi olan PSHo alınmaktadır.
TRT Payı: 3093 sayılı TRT Kanununun 4.c maddesi uyarınca elektrik bedeli KDV dâhil gayri safi hâsılası üzerinden önce yüzde 3.5 oranında daha sonra yüzde 2 oranında TRT payı alınmakta idi ve bu bedeli tüketici görmüyordu. 5784 sayılı Kanun ile 4/12/1984 tarihli ve 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Gelirleri Kanununun 4 üncü maddesinin (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"(c) Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere, elektrik enerjisi satış bedelinin yüzde ikisi tutarındaki payı (Katma Değer Vergisi, diğer vergiler, fon ve paylar ile benzeri kesintiler hariç) faturalarında ayrıca gösterir ve bu kapsamdaki bedelleri Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler. Organize sanayi bölgeleri tüzel kişilikleri, serbest tüketici olarak tedarikçilerden katılımcıları için temin ettikleri enerjiye ilişkin olarak Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna ayrıca pay yatırmaz."
Bu değişiklik sonrası sadece nakil bedelleri olan İSKB, DSKB ve PSH hariç EPDK onaylı PST üzerinden yüzde 2 oranında TRT payı 1 Eylül 2006 tarihinde itibaren tüketiciden alınarak dağıtım şirketi veya tedarikçi tarafından TRT'ye aktarılmaktadır. Ayrıca bu bedel faturalarda gösterilmesi de bu tarih itibariyledir.
Enerji Fonu: Bu bedel de TRT payında olduğu gibi dağıtım şirketlerince tüketiciden tarife içinde alınıp Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına intikal ettiriliyordu ve tüketici bu bedeli görmüyordu. 5784 sayılı Yasa ile 28/5/1986 tarihli ve 3291 sayılı Kanunun ek 2'nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Elektrik enerjisi dağıtımı alanında faaliyet gösteren kamu ve özel sektör kuruluşlarının" ibaresi "Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilerin" şeklinde değiştirilmiş ve fıkranın sonuna aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
"Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilerin sektör altyapı giderlerine katkı payı, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere belirlenir. Tedarikçiler bu bedeli faturalarında ayrıca gösterir ve tahakkuku takip eden ikinci ayın yirmisinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına intikal ettirirler. Organize sanayi bölgeleri tüzel kişilikleri, serbest tüketici olarak tedarikçilerden katılımcıları için temin ettikleri enerjiye ilişkin olarak ayrıca katkı payı yatırmaz."
Yasanın bu değişikliğinden sonra TRT payında olduğu gibi nakil bedelleri hariç PST üzerinde yüzde 1 oranında tüketiciden alınan bu bedel dağıtım şirketi veya tedarikçi tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına intikal ettirilmektedir.
Belediye Tüketim Vergisi: 2464 sayılı Belediye Gelirleri kanunu uyarınca tüketiciden alınan bu vergi başlangıçta Fonsuz tarife üzerinden alınmakta idi. 5784 sayılı kanunda 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 35 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa göre elektrik enerjisini tedarik eden ve havagazını dağıtan kuruluşlar, satış bedeli ile birlikte bu verginin de tahsilinden ve ilgili belediyeye yatırılmasından sorumludurlar. Organize sanayi bölgelerinde tüketilen elektrik enerjisinin vergisini organize sanayi bölgeleri tüzel kişiliklerine elektriği temin eden kuruluş öder."
"MADDE 37â€" Verginin matrahı; elektriğin iletimi, dağıtımı ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedelleri hariç olmak üzere, elektrik enerjisi satış bedeli ile havagazının satış bedelidir. Matraha vergi, fon ve paylar dâhil edilmez."
Bu değişiklik ile TRT ve Enerji Fonunda olduğu gibi BTV 1 Eylül 2006 tarihinden itibaren PST üzerinden alınmaya başlamıştır. BTV, sanayiye yüzde 1 diğer abone guruplarına ise yüzde 5 oranında uygulanmaktadır. Söz konusu tarifelerin 1 Nisan 2003 tarihinden bu yana gelişimi aşağıda (tek terimli sanayi OG abonesi ile ticarethane abonesi için) fiyatları ile görülmektedir.
Gelir düzenlemesine tabi lisans sahibi tüzel kişilerden elektrik enerjisi alan nihai tüketiciler elektrik enerjisi alırken EPDK tarafından yayımlanan (21/3/2003 tarih ve 112 sayılı Kurul Kararı Eki) Perakende Satış ve Tarife Yapısında Kullanılan Usul ve Esaslar'ın 2.2 maddesindeki tarife grubundan birini seçme hakkına sahiptirler.
(a) Tek Terimli Tarife: Tüketicinin faturası düzenlenmesinde, faturalama dönemi içinde tüketmiş olduğu elektrik enerjisinin kWh değerinin o dönemdeki cari tek terimli tarife fiyatı çarpımı ile hesaplanarak bulunur. Tüketici talep etmesi ve gerekli ölçme düzeneğini tesis etmesi halinde üç zamanlı tek terimli tarife uygulamasından da yararlanabilir.
(b) Çift Terimli Tarife: Bu tarifeyi seçen aboneler tüketilen elektrik enerjisi miktarı (kWh) için cari tarifesi üzerinden bir bedel öder. Ayrıca da sözleşme gücü karşılığı (kW) üzerinden her ay ayrıca güç bedeli öder. Çift terimli tarifenin amacı sözleşme gücünü belirlemek ve abonenin bu gücü aşmayarak enterkonnekte sistemin daha az güç yatırımıyla en ekonomik çalıştırılmasını sağlamaktır. Çift terimli Tarifeyi seçen abone ESA'da belirttiği çekeceği güç miktarı için tüketim yapsın veya yapmasın aylık olarak cari güç bedelini sözleşme gücü kadar ödemek zorundadır. Bu gücü aşar ise aylık aştığı her bir kW için yine cari güç bedeli aşım tarifesini ayrıca öder. Güç aşım bedeli, güç bedelinin yüzde 50 zamlı tutarındadır. Böyle olunca da güç aşımı için cezalı tarife uygulanmış olmaktadır. Güç aşım değeri sözleşme gücünün yüzde 10'una kadar müsaade edilir. Bu değer aşılması halinde sözleşme gücü abonece değiştirilmez ise TEDAŞ abonenin elektriğini kesme hakkına sahiptir.
Çift terimli tarifeyi seçen Aboneler, genelde günlük 12 saatin üzerinde çalışan veya aylık çalışma saati 360-400 saatin üzerinde olan abonelerdir. Aylık çalışma saati bu değerin altında kalır ise tek terimli tarifeye göre daha pahalı enerji maliyeti oluşur. Ayrıca, sözleşme gücünü tespit ederken çok iyi hesap edilmiş olması gerekir. Sözleşme gücü kapasitesinin altında seçilirse sürekli cezalı güç aşım bedeli ödemek zorunda kalır. Sözleşme gücünü kapasitesinin üzerinde seçer ise de her ay fazladan güç bedeli ödemek zorunda kalır. Bu nedenle teorik olarak aylık 360 saat üzerinde tüketim yapmaları ekonomik gibi görünse de pratikte aylık çalışma saatinin 450 saatin çok üzerinde olmasını gerekli kılmaktadır.
Eğer Abone çift terimli tarifeyi seçmişse, aylık maksimum gücü ölçmek üzere demandmetreli sayaç monte etmek zorundadırlar. Tüketici talep etmesi ve gerekli ölçme düzeneğini tesis etmesi halinde üç zamanlı çift terimli tarife uygulamasından da yararlanabilir. Çift terimli tarifesi uygulaması oldukça şaşırtıcı bir durum sergilemektedir. Öncelikle 1.1.2010 tarihinden beri tarifenin 2 No'lu kategorisinden elektrik enerjisi alan çift terimli tarife abonelerinden çift terimli tarifenin olmazsa olmaz unsuru olan güç ve güç aşım bedeli alınmamaktadır.
Diğer bir önemli uygulama ise çift terimli tarifeden elektrik alan tüketicilerin güç ve güç aşım bedeli tüketici ister tedarikçiden, isterse dağıtım şirketinden elektrik enerjisi alsın bu bedeller dağıtım şirketine ödenmektedir.
29.12.2010 tarih ve 3002 EPDK kurul kararı ile yayımlanan "21 Dağıtım Şirketi İçin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esasların", "Dağıtım Sistemine Bağlantı Durumlarına Göre Tarifelerin Uygulanması" başlıklı 12. Maddesinin C alt bendinin son paragrafında;
"(A), (B), (C) bentlerinde belirtilen ve başka bir tedarikçiden enerji temin eden dağıtım sistemi kullanıcılarının;
l Dağıtım bedeli, perakende satış hizmeti bedeli, iletim bedeli ve kayıp/kaçak bedeli gibi kWh bazındaki bedeller tedarikçilerine,
l "Güç bedeli, güç aşım bedeli ve reaktif enerji bedeli tüketicilerine fatura edilir" hükmü ile bu uygulama yapılmaktadır.
Eğer güç bedeli bir hizmet bedeli ise, tüm tüketicilerden bu bedelin alınması gerekir ki bu söz konusu olamaz. Bu halde dağıtım sistem kullanım bedelini, güç bedeli, yatırım, işletme bakım diye yeniden kategorize etmeniz veya tanımlamanız gerekir. 3 ve 4. kategorilerden bu hizmet bedelini talep edenler niçin 2 No'lu kategoriden enerji alan çift terimli tarifeyi muaf tutuyorlar. Bu uygulama bana göre yanlış bir uygulamadır. Çift terimli tarifeden elektrik enerjisini alan tüketiciler elektriği kimden tedarik ediyor ise güç ve güç aşım bedelini ona ödemek zorundadır. Ayrıca bu uygulama taraflar arasında haksız rekabet yaratmaktadır.
Osman Nuri Doğan / TEDAŞ Eski Yönetim Kurulu Başkanı
|