|
2012 Yılında Petrol Fiyatları Global Ekonomiyi Tehdit Edebilir
Petrol fiyatlarındaki artış; global ekonomiyi gün geçtikçe etkisi altına almaya devam ediyor. Global ekonomideki denge Orta Doğu'daki ana üreticilerin Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika'ya sağladığı gaz ve petrol alımıyla doğru orantılı olarak gelişiyor. OPEC'in 2010 raporuna göre ham petrol üretiminin yüzde 69'u Orta Doğu ülkelerinden sağlanıyor. Buna göre OPEC Ülkeleri'nde Suudi Arabistan'ın petrol rezervi yüzde 22,2 ile ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 12,7 ile İran ve yüzde 12 petrol rezervi ile Irak takip ediyor. Dünyanın neredeyse yarısı petrol ithalat-ihracatı yaparken, deniz taşımacılığında 3 önemli rota kullanılıyor ve bunların en önemli iki tanesi ise Orta Doğu'da bulunuyor. Hürmüz Boğazı; konum olarak Basra Körfezi ve Umman Denizi'ni birbirine bağlıyor ve dünya deniz üzeri petrol nakliyatının 1/3'ü buradan karşılanıyor. OPEC'in 2. büyük üreticisi olan İran'ın Körfez'de, radara yakalanmayan füze uygulamaları ve nükleer faaliyetlerde bulunduğunun su yüzüne çıkması sonucu, Batılı ülkeler ve ABD tarafından; İran Hükümeti ciddi tepki ve baskılara maruz kalmıştı. Bu tepkilere cevap vermek amacı ile İran günlük petrol ihracatının yaklaşık yüzde 20'sinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı'nı kapatacağını açıkladı. 2011 yılının son haftalarında İran ile Batılı ülkeler arasında yaşanan bu sorun, piyasalarda Ham Petrol üretimi için endişe yarattı ve petrol fiyatlarında artışa neden oldu. Suudi Arabistan'dan gelen çözüm arayışı ise, tehdidin o kadar da ciddi olmayacağının bir göstergesi oldu. Dünya'nın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan; Hürmüz Boğazı'nın kapatılması durumunda petrol ihracatını Kızıl Deniz kıyısındaki limanlardan yapacağını açıkladı. Bunun yanı sıra; derin bir ekonomik kriz içinde olan Pakistan'ın İran ile yaptığı doğalgaz boru hattı sözleşmesi, Amerika'yı rahatsız etmiş durumunda. 2012 yılının ilk ayında tansiyon dinmeyen Orta Doğu' da Iran Hükümeti ABD'ye karşı bu kozu kullanmaya devam edecek gibi gözüküyor. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması durumunda ise; petrol fiyatlarında ani artış gözlenebilir.
Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin Hükümeti, global riskten kaçınmak için Çin Merkez Bankası'nda döviz rezervlerini Temmuz 2011'den itibaren elinden çıkartmaya ve petrole yatırım yapmaya başladı. Çin Merkez Bankası, tarihindeki en fazla döviz rezervini Temmuz 2011 ayında 400.77 milyar dolar olarak açıklarken; bu miktar Aralık 2011'de 387.97 Milyar Dolar olarak açıkladı.İmalat sanayi verisinin büyüme gösterdiği Çin; piyasalardaki gücünü arttırmayı planlıyor. Çin'de iş sahasında kullanılmak için petrole ihtiyaç gün geçtikçe artıyor. İran'da oluşan krizin ve Iran'a uygulanacak yaptırımların petrol arzını azaltacağını düşünen yatırımcılar; petrol fiyatının gün geçtikçe artmasına neden oluyorlar. Petrol tüketiminde dışa bağılı olan Çin' de firmalar düşünce değişikliğine giderek, deniz aşırı ülkelere ulaşıp buradaki yerel firmalarla ortak olmaya başladılar. Çin'in devlet tarafından kontrol edilen enerji devi şirketlerden Sinopec, Kanadalı enerji şirketi Daylight'ı satın aldı. Böylelikle; Çin 2011 yılı içerisinde Kanada'da 2. Şirket alımını da gerçekleştirmiş oldu. Bunun yanı sıra; Afganistan'ın önde gelen petrol üretim firmasını satın almaya hazırlanan Çin Milli Petrol Kurumu Afganistan'da petrol çıkartacak ilk yabancı kurum olacak. Tüm bunlara ek olarak; Haziran 2011 tarihinde; Çin İngiltere'nin önde gelen şirketlerinden Shell ve CNPC (Çin Milli Petrol Kurumu) ile global ittifak sözleşmesi imzalayarak; yeni bir şirket kurdu ve şirketin hissedar paylarını yarıyarıya paylaşıldı. Bu şirketin kurulma amaçları arasında; Çin ve diğer ülkelerde ortaya çıkabilecek olan fırsatları ortaklaşa değerlendirebilmek gaz,petrol kaynaklarını yaratıcı bir şekilde kullanarak; rakabet fiyatını düşürmek yer alıyor. Shell ve CNPC ortaklığı ile kurulan bu firma; Çin tarafından ucuza tedarik edilecek olan ekipmalar ve Shell'in çalışmaları ile Kuzey Amerika Bölgesi doğal gaz kaynaklarına ve petrol kuyularına daha geniş kapsamlı, ucuza maliyet ile ulaşmayı planlanıyor. 2011 yılı öncesinde petrol üretimi yapılayan Çin'de Petrochina Group'un katkılarıyla doğal gaz kuyuları bulundu, Shell ise petrol çıkartma faaliyetlerini yürütecek. Çinli şirketler gelecek yıllarda, ekonomik anlamda kuvvetlenerek, Kanada, Afrika ve Asya' da petrol ve gaz yatırımı yapmayı hedefliyorlar. Bu durum; Amerika'dan sonra Dünya'nın 2. Büyük ekonomisi olan Çin'in gelecek yıllarda Dünya ekonomisinin patronu olma yolunda ilerlediğinin bir kanıtı.
OPEC'in 2011 Aralık ayı raporuna göre; günden güne değişen ekonomik gelişmeler ve volatilite artışı, geleceğin fiyatlandırmasını yapmayı engelliyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki yüksek işsizlik oranı ve enflasyon, Avrupa Ekonomik Krizi ülke borçları 2011 yılında dünyanın ekonomik büyümesini yüzde 3,9'dan yüzde 3,6'ya çekti. 2011 yılında OPEC üyesi ülkeler için; ortalama günlük petrol talebi 0,9 milyon varil olarak revize edilmişti. 2012 yılında ise, 2011 yılına nazaran yüksek; fakat tahminlerin altında kalan petrol tüketimi olacağı düşünülüyor. 2011 yılında petrol nakliyatı ve sanayide kullanımı yavaşlama gösterdi. Aralık 2011 öncesinde, OPEC üyesi ülkeler için 2012 yılı günlük petrol talep tahmini 1,3 milyon varil iken; ülkelerin ekonomik yavaşlamaları göz önüne alındığında bu tahmin 2012 yılı için 1,1 olarak revize edildi. Aşağı yönlü eğilim gösteren petrol talebinde; OECD tahminlerine göre; OPEC üyesi olmayan ülkeler için 2. ve 3. Çeyreklerde hava şartları, ekonomik, jeopolitik ve teknik gelişmeler çok önemli. OPEC üyesi olmayan ülkeler için ise; 2012 yılı günlük beklentisi 0,2 milyon varil olarak tahmin ediliyor. Tüm bu gelişmelere ek olarak, 2011 yılında Avrupa Birliği'nde aralarında Italya, Yunanistan, Portekiz ve İspanya'nın da bulunduğu 5 ülkede hükümet değişikliği oldu. Şimdi ise; Macaristan IMF' den destek alması gerektiğini açıklayarak; derinleşen ve globalleşen AB Birliği Borç Krizi'nde tansiyonu arttırdı. Geçici hükümet kurulan ve borç yükünün ciddiyetini hala koruduğu Yunanistan'da ise, yeni sıkılaştırma tedbirleri Meclis'te kabul edildi. Buna göre; 2015 yılına kadar 20 milyar euroyu aşkın ek tedbir önlemi alması gerekiyor. Bu durum; AB için endişelerin artma sebeplerinden sadece bir tanesi. Aralık 2011 sonunda AB Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi Avrupa Borç Krizi'nin ülke tahvili satın alarak çözümlenmeyeceğinin, asıl sorunun bankalarda oluştuğunun altını çizdi ve bankalara 3 yıl vadeli yüzde 1 faiz ile kredi sağlanacağını açıkladı. Bu açıklama sonrasında, AB Bankalarına destekte bulunmak amacıyla 498 Milyar Euro'luk ek kredi sağlandı. AB Merkez Bankası'nın tahminlerinin çok üzerinde kalan bu miktar; Avrupa Bankacılık krizinin derinliği hakkında endişe yaratırken; 2011 yılı sonunda Iran'dan gelen endişelerle petrol fiyatlarının artışa gideceğinin düşünülmesi de piyasalardaki kausun daha da büyümesine neden oldu.
Petrol tarihindeki en yüksek seviyesi olan 146 Dolar seviyelerine; 2008 yılında ulaşmıştı. 2011 yılının en yüksek seviyesi ise Mayıs ayında; 114 dolar civarında seyretti. 2012 yılında yaşanacak olan politik ve siyasi olayların daha çok etkisinde kalacak gibi gözüken petrolde; 2012 yılında fiyat artışı beklenebilir. Petrol fiyatlarında teknik olarak; Ocak ayının Fibonacci 61.8 seviyesine denk gelen 100 Dolar seviyesinde destek alması durumunda; alımlar ilk etapta 76.8 seviyesine denk gelen 105 dolar direnç seviyesini test edebilir. Bu seviyenin aşılması durumunda ise fiyatlar; 114-120 Dolar seviyelerine ivmelenebilir.114 Dolar seviyesinde destek oluşturulması durumunda ise; fiyatlar momentumlu bir şekilde yeni bir yükseliş trendi oluşturabilir. Ocak ayında fiyatların 100 dolar destek seviyesinde tutunamaması durumunda; esnemelerde önemle gözlenmesi gereken destek bölgesi 95-90 Dolar seviyeleri olabilir.
Nihan Ersin / Teletrade İstanbul Ofisi Finansal Analisti n.ersin@teletrade.com.tr
|